Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası 2026

Vefat eden bir yakınınızın sağlığında bazı taşınmazlarını belirli mirasçılara —ya da tamamen üçüncü kişilere— devrettiğini öğrendiniz. Tapu kayıtlarına baktığınızda ise bu devirlerin "satış" göründüğünü, oysa gerçekte hiçbir para el değiştirmediğini fark ediyorsunuz. Ya da miras bırakanın, aslında bir bağış olan işlemi noter onaylı bir satış sözleşmesiyle gizlediğine dair güçlü şüpheleriniz var. İşte bu tablo, hukukun "muris muvazaası" olarak nitelendirdiği ve mirasçılara tapu iptal ve tescil davası açma hakkı tanıyan klasik bir senaryodur. Peki "Muvazaayı nasıl ispat edeceğim?", "Dava açmak için sürem var mı?", "Tapuyu geri alabilir miyim?" sorularının yanıtları nerede saklı? Bu rehberde muris muvazaası davasının tüm boyutlarını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ve güncel uygulamalar ışığında, sade ve pratik bir dille ele alıyoruz.

Muris muvazaası ve tapu iptal davası süreçleri, somut delil ve dikkatli bir strateji gerektirmektedir. Hak kaybı yaşamamak adına WhatsApp üzerinden hızlı danışmanlık alabilirsiniz.

Muris Muvazaası Nedir?

Muris muvazaası; miras bırakanın (murisin), mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçek iradesini gizleyerek yaptığı danışıklı (muvazaalı) hukuki işlemleri ifade eder. En sık karşılaşılan biçimde miras bırakan, aslında bağış yoluyla devretmek istediği taşınmazı —ya da taşınmazları— satış gibi göstermektedir. Böylece hem mirasçıların tenkis (indirim) davası açmasının önüne geçilmek, hem de miras paylaşımında eşitlik bozulmak istenmektedir.

Muris muvazaası, Türk hukukunun en köklü içtihat kurumlarından biridir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı kararı, bu alanda hâlâ yol gösterici niteliğini korumaktadır. Söz konusu karara göre: miras bırakan tarafından mirasçıdan mal kaçırmak kastıyla yapılan ve gerçekte bağış niteliği taşıyan, ancak satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi olarak gösterilen devirler muvazaalı olup geçersizdir; bu tür işlemlere dayalı tapular iptal ettirilebilir.

Hukuki temeli itibarıyla muris muvazaası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Muvazaalı işlemlerde iki ayrı sözleşme bulunur: tarafların gerçek iradesini yansıtan "gizli işlem" (bağış) ve üçüncü kişilere karşı öne sürülen "görünürdeki işlem" (satış). Muris muvazaasında görünürdeki işlem geçersiz, gizli işlem ise —şekil şartlarını taşımadığı için— hüküm doğurmaz. Sonuç olarak tapu kaydı, mirasçılar adına iptal ettirilerek tescil edilebilir hale gelir.

Muris Muvazaasını Diğer Muvazaa Türlerinden Ayıran Nedir?

Genel muvazaadan farklı olarak muris muvazaasında işleme itiraz hakkı yalnızca sözleşmenin taraflarına değil, doğrudan zarara uğrayan mirasçılara tanınmıştır. Bu mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadıklarından, onlar bakımından üçüncü kişi konumundadırlar. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre bu kişiler, muvazaayı her türlü delille —yazılı belge aranmaksızın— ispat edebilirler. Tanık beyanı, banka kayıtları, hayatın olağan akışına aykırılık; hepsi geçerli ispat araçlarıdır.

Muris Muvazaası Hangi İşlemlerde Görülür?

Muris muvazaasına konu olan işlemler çeşitli biçimler alabilmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:

  • Bağışın satış olarak gösterilmesi: En yaygın muris muvazaası türüdür. Miras bırakan, taşınmazı belirli bir mirasçıya ya da yakınına devretmek istemekte; ancak bağışın mirasçılar tarafından iptale konu edilmemesi için bu işlemi satış sözleşmesiyle kamufle etmektedir. Tapuda "satış" görünmesine karşın hiçbir bedel ödenmemiş ya da sembolik bir miktar ödenmiştir.
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin araçsallaştırılması: Miras bırakan, bir yakınıyla gerçek bir bakım ilişkisi kurmadan ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleyerek taşınmazını devredebilir. Karşılıklı edimler dengesi sağlanmamışsa bu işlem de muvazaalı sayılabilir.
  • Şeklen ivazlı (bedelli) devirlerin gerçekte karşılıksız olması: Tapuda yazılı satış bedeli ile piyasa değeri arasındaki aşırı fark, muvazaanın göstergesi olabilir. Ancak bedel farkı tek başına yeterli değildir; ispat için ek delillere ihtiyaç duyulur.
  • Devrin ardından taşınmazın fiilen kullanılmaya devam edilmesi: Satış yapılmasına rağmen miras bırakanın taşınmazda oturmaya ya da onu kullanmaya devam etmesi, muvazaanın önemli bir emaresidir.
  • Vekâleten yapılan devirler: Miras bırakan, önceden verdiği vekâletle kendi adına işlem yapılmasını sağlayarak taşınmazını üçüncü kişilere devredilebilir. Vekâlet yetkisinin kötüye kullanılmasıyla iç içe geçen bu durum ayrı bir dava konusunu oluşturabilmektedir.

Somut Senaryo: Bağışı Satış Gibi Gösteren Bir Miras Bırakan

İzmir'de oturan bir miras bırakan, vefatından iki yıl önce kıyı kesimindeki taşınmazını oğluna "satmıştır." Tapu bedeli olarak 800.000 TL yazılmıştır. Ancak miras bırakanın banka hesapları incelendiğinde bu bedelin hiçbir zaman yatırılmadığı görülmektedir. Üstelik miras bırakan, taşınmazı devrinden ölümüne dek fiilen kullanmaya devam etmiştir. Bu senaryoda kız kardeş olarak miras bırakan diğer mirasçı, tapu iptal ve tescil davası açarak hissesini geri alabilir.

Muris Muvazaasının Şartları Nelerdir?

Bir tapu iptal ve tescil davasının muris muvazaasına dayandırılabilmesi için belirli koşulların bir arada bulunması gerekmektedir. Bu koşullar şu şekilde sıralanabilir:

  • Miras bırakanın ölmüş olması: Muris muvazaası ancak murisin vefatının ardından ileri sürülebilir. Miras bırakan hayattayken bu dava yoluna başvurulamaz.
  • İşlemin miras bırakan tarafından yapılmış olması: Muvazaalı işlemi gerçekleştiren kişinin bizzat miras bırakan olması şarttır. Mirasçıların kendi aralarındaki anlaşmazlıklarda bu hüküm uygulanmaz.
  • İşlemin mirasçıdan mal kaçırma kastıyla yapılmış olması: Miras bırakanın amacı, mirasçıların miras haklarını zayıflatmak ya da tamamen ortadan kaldırmaktır. Bu kasıt, ispat aşamasında hayatın olağan akışı, banka kayıtları ve tanık beyanlarıyla ortaya konulur.
  • Görünürdeki işlemin gerçek iradeyi yansıtmaması: Tapuda satış görünmesine karşın bedelin ödenmemiş olması ya da işlemin gerçekte bağış niteliği taşıması gerekir.
  • Davacının miras hakkına sahip olması: Davayı açan kişinin yasal mirasçı sıfatını taşıması zorunludur.

Önemli bir nokta: Bu koşulların varlığı her davada somut delillere dayalı olarak ayrıca ispat edilmek zorundadır. Soyut iddialar ya da salt akrabalık bağları mahkeme için yeterli değildir.

Muris Muvazaasında Kimler Dava Açabilir?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açma hakkı, kural olarak yasal mirasçılara tanınmıştır. Mirasçılık sıfatına sahip olmak kaydıyla şu kişiler bu davayı açabilir:

  • Miras bırakanın alt soyu (çocuklar, torunlar)
  • Anne ve baba
  • Kardeşler (diğer mirasçıların bulunmaması halinde)
  • Atanmış mirasçılar (vasiyet yoluyla mirasçı tayin edilmişse)

Davayı açma hakkı, mirasçıların her birine bağımsız olarak tanınmıştır. Yani mirasçılardan yalnızca biri davayı açmak istese dahi diğerlerinin onayına ihtiyaç yoktur. Ancak dava sonucunda elde edilecek tapu, tüm mirasçıların payları oranında tescil edilir; yalnızca davayı açan mirasçı adına değil.

"Ortağım Dava Açmak İstemiyor; Yine de Dava Açabilir miyim?"

Evet. Mirasçılardan biri dava açmaktan çekinse ya da karşı tarafla anlaşmış olsa dahi diğer mirasçı kendi payı oranında davayı bağımsız olarak yürütebilir. Mahkeme kararı, sadece o mirasçının miras payına isabet eden kısım için bağlayıcı olacaktır.

Tapu İptal ve Tescil Davası Nasıl Açılır?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası, belirli usul kurallarına uygun biçimde açılmak zorundadır. Süreci adım adım ele alalım.

1. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tapu iptal ve tescil davaları, taşınmazın aynına ilişkin olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu yetki kuralı kesin yetki niteliği taşımakta olup taraflarca değiştirilemez.

2. Dava Dilekçesinin Hazırlanması

Dava dilekçesinde muvazaalı işlemin ayrıntılı biçimde anlatılması, taşınmazın tapu bilgilerinin eksiksiz yazılması ve talep edilen sonucun açıkça belirtilmesi gerekir. Dilekçeye veraset ilamı, tapu kayıt örnekleri ve mevcut belgeler eklenir.

3. Harç ve Avans

Tapu iptal ve tescil davaları nispi harca tabidir. Bu harç, dava konusu taşınmazın değeri üzerinden hesaplanır. Başlangıçta ayrıca bilirkişi ücreti ve keşif avansı yatırılması gerekebilir. Harç tutarları somut taşınmazın değerine ve yıllık güncellemelere bağlı olarak değişmektedir; güncel bilgi için ilgili mahkeme ya da avukatınızla iletişime geçmenizi öneririz.

4. Delillerin Toplanması ve Yargılama

Dava açıldıktan sonra mahkeme, taraflara delillerini sunmaları için süre tanır. Tanık dinleme, banka kaydı celbi, taşınmazın değer tespiti için bilirkişi incelemesi ve gerekirse keşif yapılır. Muris muvazaası davalarında yargılama aşaması, ispat yükünün ağırlığı nedeniyle özellikle kritiktir.

Tapu iptal ve tescil davasının doğru bir stratejiyle yönetilmesi, sonucu doğrudan etkiler. Davanıza özel değerlendirme için bizimle iletişime geçebilir ya da WhatsApp üzerinden hızlı danışmanlık alabilirsiniz.

Muris Muvazaasında İspat

Muris muvazaası davalarının kaderini belirleyen en kritik aşama, ispattır. Davacı mirasçılar, muvazaayı her türlü delille kanıtlayabilir; yazılı belge şartı aranmaz. Bu durum, Yargıtay'ın 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan bu yana kararlılıkla korunan bir ilkedir. Uygulamada başvurulan başlıca ispat araçları şunlardır:

Tanık Beyanları

Muris muvazaasında tanık delili son derece etkilidir. Komşular, akrabalar ya da taşınmazı bilen kişiler; miras bırakanın ölümünden önce taşınmazı fiilen kullanmaya devam ettiğini, alıcının herhangi bir bedel ödemediğini ya da devrin bağış amacı taşıdığını ifade edebilir. Tanıkların doğrudan bilgiye dayanan, somut ve tutarlı beyanları mahkeme üzerinde güçlü bir etki bırakır.

Banka Kayıtları ve Mali Belgeler

Tapu senedinde yazılı satış bedelinin gerçekte ödenmediğini kanıtlamanın en nesnel yolu banka kayıtlarıdır. Miras bırakanın hesabına satış bedeline karşılık gelen bir tutarın yatırılmamış olması, muvazaanın güçlü bir göstergesidir. Bu kayıtlar mahkeme aracılığıyla bankalardan celp ettirilebilir.

Hayatın Olağan Akışına Aykırılık

Yargıtay, muris muvazaasının ispatında "hayatın olağan akışı" ölçütüne sıklıkla başvurmaktadır. Bu ölçüt kapsamında şu olgular muvazaayı düşündüren emareler olarak kabul edilmektedir:

  • Satışın ardından taşınmazda miras bırakanın oturmaya ya da taşınmazı kullanmaya devam etmesi
  • Devralanın o tarihlerde satış bedelini karşılayacak mali güce sahip olmaması
  • Tapu bedelinin piyasa değerinin çok altında kalması
  • Miras bırakanın devri gerçekleştirdiği dönemde ağır hasta ya da yaşlı olması ve bağımlı bakım durumunda bulunması
  • Devirden kısa süre önce ya da sonra başka mirasçıların da benzer işlemlerle haklarından yoksun bırakılmış olması

Tapu Sicili ve Resmi Belgeler

Taşınmazın geçmişteki tüm devirleri, tapu sicilinden sorgulanabilir. Kısa aralıklarla gerçekleştirilen birden fazla devir, muvazaa şüphesini güçlendirebilir. Bunun yanı sıra miras bırakanın nüfus kayıtları, ölüm tarihi ve mirasçılık belgesi de ispat sürecinde işlevsel belgeler arasında yer alır.

Bilirkişi İncelemesi

Satış bedelinin taşınmazın gerçek piyasa değeriyle orantılı olup olmadığını belirlemek için mahkeme, gayrimenkul değerleme bilirkişisine başvurabilir. Aşırı değer farkı, tek başına muvazaayı ispat etmese de destekleyici bir delil olarak değerlendirilir.

Yargıtay Uygulaması

Muris muvazaası alanında Türk yargı pratiğini en fazla şekillendiren kaynak, Yargıtay kararlarıdır. Bu kararlarda ortaya konulan genel ilkeler şu şekilde özetlenebilir:

  • Muvazaa iddiası, her türlü delille ispat edilebilir. Adi yazılı belge ya da resmi senet şartı aranmaz; tanık beyanı, tapu kaydı ve mali belgeler birlikte değerlendirilebilir.
  • İspat yükü davacıdadır. Muvazaanın varlığını kanıtlamak, davayı açan mirasçıya aittir.
  • Devre konu taşınmazın üçüncü bir kişiye geçmesi, davanın düşmesine yol açmaz. Ancak taşınmazı devralan üçüncü kişinin iyiniyetli olması halinde durum farklılaşabilir. Tapu siciline güven ilkesi bu aşamada devreye girer.
  • Dava, murisin mirasçısı olmayan üçüncü kişilere karşı da açılabilir. Muvazaalı devrin ardından taşınmazın başka bir kişiye satılmış olması, muvazaa iddiasını doğrudan ortadan kaldırmaz; ancak ispat sürecini güçleştirir.
  • Muris muvazaasında zamanaşımı söz konusu değildir. Bu konu bir sonraki bölümde ayrıntılı ele alınmaktadır.

Önemli uyarı: Yargıtay kararlarından hareketle genel eğilimler aktarılabilir; ancak her davanın sonucu, somut delillere ve yargılamanın seyrине bağlıdır. Hukuki destek almadan kesin sonuç öngörmek mümkün değildir.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı uygulanmaz. Bu, uygulamada sıkça sorulan ve büyük önem taşıyan bir ayrıntıdır.

Neden zamanaşımı yoktur? Çünkü muris muvazaasında talep edilen hukuki sonuç, muvazaalı işlemin yokluk ya da mutlak butlan yaptırımıyla karşılanmasıdır. Türk Borçlar Kanunu kapsamında muvazaalı işlem başından itibaren geçersiz sayılır ve bu geçersizlik herhangi bir süreye tabi değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı da bu yöndedir.

Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Taşınmazı devralan kişi, ileride bu taşınmazı üçüncü bir kişiye devrederse ve bu üçüncü kişi iyiniyetli ise (tapu siciline güven ilkesi gereği), tapu iptal davası artık üçüncü kişiye karşı açılamayabilir. Bu nedenle muvazaa şüpheniz varsa davayı mümkün olan en kısa sürede açmanız, hak kayıplarını önleme açısından kritik önem taşımaktadır.

Tenkis Davası ile Karşılaştırma

Muris muvazaasına karşı açılacak tapu iptal ve tescil davası ile tenkis (indirim) davası sıkça karıştırılmaktadır. İki davanın temel farkı şudur: Tenkis davasında işlemin geçerliliği kabul edilmekte, yalnızca saklı pay oranında bir iade talep edilmektedir. Muris muvazaasında ise işlemin başından itibaren geçersiz olduğu ileri sürülmekte ve tapu tamamen iptal ettirilerek mirasçılar adına tescil talep edilmektedir. Tenkis davası için ise miras bırakanın ölümünü öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlükarda on yıllık hak düşürücü süre söz konusudur. Bu iki davanın bir arada açılması bazı durumlarda mümkün ve taktiksel olarak avantajlıdır. Somut olaya göre hangi davanın öncelikle açılacağı konusunda miras hukuku sayfamızda daha ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Dava Ne Kadar Sürer?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, uygulamada görece uzun soluklu davalar arasında yer almaktadır. Süreyi belirleyen birden fazla etken bulunmaktadır:

  • Tanık sayısı ve dinlenme süreci: Birden fazla tanığın dinlenmesi gerekiyorsa duruşma sayısı artmaktadır.
  • Bilirkişi incelemesi: Taşınmaz değer tespiti ve banka kayıtlarının celbi zaman alabilmektedir.
  • Karşı tarafın tutumu: Davalı tarafın itirazları ve delil sunma süreci yargılamayı uzatabilir.
  • Mahkemenin iş yükü: Taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemenin dosya yoğunluğu, duruşma aralıklarını doğrudan etkiler.

Genel bir değerlendirme yapılacak olursa, ilk derece mahkemesi sürecinin ortalama 1,5 ila 3 yıl arasında sürdüğü söylenebilir. Karara itiraz halinde Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) ve ardından Yargıtay aşamaları da ek süre anlamına gelmektedir. Her davanın süresi somut koşullara göre değişeceğinden bu rakamlar yalnızca genel bir fikir vermektedir.

Dava Sonucu ve Tapunun Geri Alınması

Muris muvazaasının mahkemece sabit görülmesi halinde verilen karar birkaç sonuç doğurabilir:

Tapu İptali ve Mirasçılar Adına Tescil

Mahkeme, muvazaalı devri geçersiz sayarak tapu kaydının iptaline hükmeder. Ardından taşınmaz, miras payları oranında tüm mirasçılar adına tescil edilir. Bu karar, tapu müdürlüğüne bildirilmek suretiyle infaz edilir.

Üçüncü Kişiye Devredilen Taşınmazlarda Durum

Taşınmaz, muvazaalı devrin ardından üçüncü bir kişiye geçmişse tablо farklılaşmaktadır. Mahkeme şu değerlendirmeyi yapar:

  • Üçüncü kişi iyiniyetli değilse (muvazaayı biliyor ya da bilebilecek durumdaysa): Tapu yine de iptal ettirilebilir.
  • Üçüncü kişi iyiniyetliyse (tapu siciline güvenerek taşınmazı edindiyse): Tapu iptali mümkün olmayabilir; bu hâlde mirasçılar yalnızca tazminat talep edebilir.

Bu nedenle taşınmazın üçüncü kişilere geçmeden önce dava açılması, miras hukukunda büyük önem taşıyan bir önlemdir. Taşınmaza ihtiyati tedbir kararı alınması da koruyucu bir yol olarak değerlendirilebilir.

İhtiyati Tedbir Kararı Alınabilir mi?

Evet. Dava sürerken taşınmazın başkasına devredilmesini engellemek amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. Bu tedbir, tapu siciline şerh düşülmesi biçiminde uygulanır. Dava süresince taşınmazın el değiştirmesini fiilen önleyen bu önlem, hak kayıplarını engellemek adına dava açılır açılmaz başvurulması gereken kritik bir araçtır.



Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Evet. Tapuda satış görünmesine karşın gerçekte herhangi bir bedel ödenmemişse ya da işlem mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyorsa, bu devir muris muvazaası kapsamında değerlendirilebilir. İspat edilmesi gerektiğinden somut delillerin toplanması büyük önem taşır.
Hayır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı işlemez. Ancak taşınmazın iyiniyetli üçüncü kişiye geçmesi halinde hak kaybı yaşanabileceğinden davanın erken açılması önerilir.
Mirasçılardan biri, diğerlerinin onayına gerek kalmaksızın davayı bağımsız olarak açabilir. Dava kazanılırsa tapu, tüm mirasçıların miras payları oranında tescil edilir.
Tanık beyanı tek başına belirleyici olabilir; ancak banka kayıtları ve diğer olgusal verilerle desteklendiğinde çok daha güçlü bir ispat zemini oluşturur. Tanığın doğrudan bilgiye dayalı, tutarlı ve somut ifade vermesi kritik öneme sahiptir.
Hayır, dava düşmez. Ancak üçüncü kişinin iyiniyetli olması halinde tapu iptali mümkün olmayabilir; bu durumda tazminat davası gündeme gelebilir. Üçüncü kişinin iyiniyetsiz olduğu ispat edilirse tapu iptali yine talep edilebilir.
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal davası (mal kaçırma davası), işlemin başından itibaren geçersiz olduğunu ileri sürer ve tapunun tamamen iptalini amaçlar. Tenkis davasında ise işlemin geçerliliği kabul edilir, yalnızca saklı payı aşan kısım için iade istenir. Tenkis davası belirli hak düşürücü sürelere tabidir.
Tapu iptal ve tescil davaları açısından zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamaktadır. Dava doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılabilir.
Dava reddedilirse tapu kaydı değişmez, mevcut durum korunur. Ayrıca yargılama giderleri ve karşı tarafın vekâlet ücreti davacıya yüklenebilir. Somut delillerin yeterliliği ve davanın stratejik yönetimi bu nedenle belirleyicidir.
Bu olgu, muvazaanın güçlü bir emaresi olarak kabul edilmektedir. Ancak tek başına kesin bir kanıt sayılmaz; diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay bu olguyu "hayatın olağan akışına aykırılık" kapsamında düzenli olarak ele almaktadır.
Türk mahkemeleri yurt dışındaki taşınmazlar üzerinde kural olarak yargı yetkisine sahip değildir. Taşınmazın bulunduğu ülkenin hukuku ve yargısı bu dava için belirleyici olur. Yabancı hukuk sistemiyle ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
Evet. Dava açılırken ya da yargılama süresince mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilerek taşınmazın üzerine tedbir şerhi konulabilir. Bu sayede dava sonuçlanmadan taşınmazın başkasına devredilmesi önlenmiş olur.
Hukuki zorunluluk olmamakla birlikte, muris muvazaası davaları teknik ve ispat ağırlıklı davalardır. Her iki taraf için de deneyimli bir avukatla çalışmak, sonuç üzerinde belirleyici rol oynayabilmektedir.
mobbing
Paylaş